22 Ocak 2011 Cumartesi

Dört Nala Koşarcasına...

Dört nala yaşıyoruz hayatı, hep yapmamız gereken işler var. Kızımı uyutayım şunları yapayım, uyansın bunları yapayım, tekrar uyumuşken kalan işleri de yapayım... Koşuştur-ma sürekli devam ediyor, bari haftasonu dinlenelim desek de haftasonu çook daha fazla yoruluyoruz! 

Eskiden (yani üç başımıza değil de iki başımızayken :) ortalığı toplamak, yiyecek bir şeyler hazırlamak hemen bitiyordu koca gün bana kalıyordu. İster ders çalış, ister kitap oku, film izle, resim yap... Ama şimdi bir şey yapmak için -kararlılıkla- diğer yapılması gerekenleri erteleyip yapman gerekiyor istediğini.

Bugün sabah kalktık, mstfm işe gitti, biz kızımla kahvaltı yaptık, oyun oynadık, bir program dinledik, beraber ortalığı toparladık, banyo yaptı ve uyudu küçük sultan. Bende tam yemek yapmak üzere mutfağa doğru giderken mstfm aradı ve dışarı çıkacağımızı söyledi!
Ve telefonu kapattıktan sonra durdum, baktım: ev toplu, kızım uyuyor, yemek ya da başka bir şey yapmam gerekmiyor. Bir saat kadar vaktim var. Açıp bir şeyler mi dinlesem, internete mi girsem, resim mi yapsam, ka.psi. dersime mi hazırlansam, kitap mı okusam... bunlardan hangisini yapsam ki? :)

Bunları bir kenera koydum...
Ve oturdum.
Dinledim sessizliği, kimsesizliği...
Çıt ses yok.
Öylece uyuya mı kalsam acaba ?
Kaçırırsam sessizliği ?
En iyisi sessizlik gidene kadar onunla burada kalmak,  susana kadar onu dinlemek...

Böyle bir "ara", iyi geliyor insana.  Böylelikle hayatımdaki sesleri de tekrar fark ettim. Ne güzel bir türküsü var hayatımın... Şu an tam da olmam gereken zamanda, olmam gereken yerdeyim... Çok şükür Allah'a...

Bu hislerimin üzerine başka hisler örtmeden yazayım istedim, kalan sessiz dakikaların bir kısmını da buna harcadım. :)  Birazdan kalkar bizim zıp zıp top... Kalan vakitte de bir resmeme başlasam acaba, belki dört nala koşan atlar çizerim... Rüzgarı çeke çeke içine... Nereye koştuğunu bildikten sonra, bırakalım koşsun bu atlar... (tabii arada da mola versinler! :)



Hiç yorum yok:

En Son İki Kızım Vardı!

Kalıcılık için "kalem" şart. Ertelediklerimin yarısı uçup gidiyor. Ara verdikten sonra yeniden yazmak heyecanlı ve garip. Ar...