25 Mayıs 2012 Cuma

Aylar Yıllar Sonra...

Doğumunun üzerinden günler aylar yıllar geçti. (2 yıl 3 ay 1 gün :)
Bugün-yarın bir sıfat daha eklenecek benliğine; "abla" :)

Görünür de yalnızca -emme ve tutma- refleksleriyle geldiğin bu dünyada, inanılmaz bir öğrenme hızıyla büyüdün. İşte kısa kısa Zynp Hanne.....

---------------
İster bloga ister deftere, en başta 'kendiniz' hatırlayın diye, ama mutlaka bir yerlere yazın bence. Unutmam zannettiklerimiz bir zaman sonra kayboluyor, akıl defterinin karmaşık sayfalarında.
İnsanoğlu beşer, unutur, şaşar...


Seni tanımlayacak etiketler! :)
Kuul :), denizi, uçakları, kitapları, masalları, sohbet etmeyi çook seven , çok güzel oyunlar oynayan, çoğunlukla sakin, huzurlu, soğukkanlı, sevecen, uyumlu, havalı, duygusal, baskın, titiz, zaman zaman (çokca) inatçı...

Belki ilk önce şu tatlı konuşmandan bahsetmem lazım... Neredeyse her şeyi konuşabiliyoruz; söyleyemediğin ve (anladığım kadaryla) anlamadığın pek bir şey yok. Anlamadığın bir yer olursa da çaktırmadan bir şeyler uyduruyorsun zaten!:) Özellikle "tabii, hakikaten, hemen, zaten,de mi?!, buyrun, bilmem ki, belki, niye, komik,o zaman, kendi başıma, ama neden, aboo, amann...vb." gibi kelimeleri kullanman çok şaşırtıyor ve senin ağzında çok tatlı duruyor.


Cevabını merak ettiğinden mi yoksa o tatlı haline tat katmak için mi soru soruyosun bilmem! :)  
"Anne ben neden uyudum?", 
"Kitabımı okudum bitti, o zamann ben napiim şimdi?", 
"Uykum neden gelmiyor?",  
"Bakalım babam nerdeymiş?", 
"Zemzem doldurmazsan araba gitmez ki!" (aa zemzem değil menzin!:), 
"Bağırırsan seninle konuşamam ki!",
"Namazımı kıliim de seninle markete gidelim!"...

Konuşma elbette taklitle gelişiyor ama içeriği senin ürünün artık. Yani; nelerden bahsedecedğin, nasıl bahsettiğin, fikirlerin, olayları algılayışın... Yaşadıklarından neler çıkardığını anlamak için 'anti-virüs programı' gibi taramaya başlamalı şimdiden seni! :)


Koşuşturmayı, koltuk tepelerinde gezmeyi seven ama genel olarak sakin, huzurlu ve duygusal bir çocuksun. Gözlerimin içine bakarak konuşup, aynı şekilde dinliyorsun. İnatlaşmadığımız sürece, ortak bir kararda buluşabiliyoruz. '2 yaş sendorumu canavarı'nı mümkün olduğu kadar uyandırmamalı tabii! :)

Kitap okumayı çok çok seviyorsun. Öyleki alış-verişe çıktığımızıda, kitap reyonunda oyuncak reyonundan daha çok zaman geçiriyor. Her hangi bir oyuncağı beğendiğinde, "evde senin bebeğin var kızım" diye ikna etmek kolayken, kitap reyonunda en fazla aldığın kitapları bir-e indirmek mümkün.
Bunda en büyük paya sahip olan kişi -baban-. Her gece ya kitap okuyor ya da günlük hayatından masallar anlatıyor, sana.


"Kitabım bitti, şimdi o zamaann biraz da oyuncak oynayalım!" :) Yine babanla, özellikle hayali oyunlar oynamayı çok seviyorsun; doktorculuk, minibüsçülük, restorancılık, bebeklere banyo yaptırmak, abdest almak, saklambaç, uçak olmak..." Hayali dedim çünkü var olmayan nesneleri varmış gibi kullanarak oynuyorsunuz bu oyunları. Bu oyunları sevmen üzerine doktor seti, mutfak seti vb. aldık ama minibüs alamayız! :)

Yaratıcılığı geliştirilmeye çok müsait bir çocuksun. Benzetmelerin, oyun kurman, canlandırman oldukça iyi düzeyde... Kardeşin olduğunda (ve biraz büyüdüğünde) bu haller için daha çok malzemen olacak inşaAllah...

Uykuyu pek sevmeyen, bilhassa herkesi uyutmadan uyuyamak istemeyen bir çocuksun. Biraz daha uykuyu sevsen olurdu aslında ama bu konuda annene çekmişsin diyebiliriz galiba!

İnsan yaşarken hep gelecek olaylara odaklanıyor. Bu bağlam da gelmez sandığım günler geldi, artık bizimle bereber yatıyor, gece bir kez uyanıyor (hastalık halleri dışında) ve sabah aynı saatlerde kalkıyoruz. 2-3 aydır bu şekilde uyumak hamile annene çok iyi geldi doğrusu, tabii iki gün sonra bu günlerin acısının çıkacağını biliyorum!! :)


Hayvanları çok seviyorsun. Pek çok hem de... At, köpek, kedi, martı, balık...

Ev işlerine pek yardımcısın hamarat bebeğim! :) Tiyatro, seminer gibi etkinlikler de başlıca sosyal faaliyetlerinden...


MaşaAllah diyeyim, çok çabuk öğreniyorsun. Allah aklını hayıra kullandırsın...
İki yaşından beri; "sarı, kırmızı, mavi, yeşil, pembe, mor, turuncu, siyah, beyaz" renkleri biliyorsun (en sevdiğim renk; 'mor' diyorsun), "sağını-solunu" biliyorsun, 5'e kadar hep doğru, 10'a kadar zaman zaman takılarak sayabiliyorsun.

Fiziksel olarak -kendi çocuğum diye demiyorum hakikaten!:)- sevimli bir çocuksun. Gittiğin bir yerde kolaycacık dikkat çekiyorsun. Bakışların verdiği rahatsızlıkla çoğu zaman eve geldiğimizde "nazara gelme" durumları oluyor ama Allah'a sığınıyoruz... Henüz yaz güneşinin yakmadığı şu sıralar -pamuk- gibisin...


Kaba ve ince motor becerilerin diğer alanlar gibi önde. Yaşının üzerinde seyirdesin maşaAllah...


Kısa kısa... 11 aylığı doldurmadan yürüyordun, 12 aylıkken çok düşkün olmadığın emziği bir günde bıraktın, ilk 6 ay yalnızca anne sütü ile beslendin, 22 ay anne sütü içtin (kardeşin içimde 4 aylık olunca mecbur bıraktık), "inek sütü inekler içindir" ekolune uyup hiç içmedin, mamada yemedin, 19 aylıkken HACCa gittin, minik hacı oldun!:), 2 yaşında tuvalet eğitimini aldın, 27 aylık olduğun şu günlerde abla olmak üzeresin! :)


Ha bir de en sevdiğin yiyecekler; her çocuk gibi makarna, patates, pilav, dondurma, bunun yanında kebap, kısmen çorbalar, balık, pizza, fasulye:), tatlı (içinde fıstık olan hepsini:), salatalık, çilek, karpuz, şeftali, kiraz, erik, üzüm, portakal...


Eminim bu yazıyı bitirdikten sonra çokca şeyi yazmayı unuttuğumu farkedicem. Olur mu bir ömrü iki satıra sığdırabilmek... 
Seni bu şekilde anlatmak zormuş annecim, yaşamak ne kadar da eğlenceli. Seni çok seviyorum çok...

2 yorum:

mervesafa dedi ki...

ne hoş yazmışsınız. maşallah barekallah küçük ablaya

aileBiz dedi ki...

Allah razı olsun...
Dedim ya bir yerlere not etmeli, insanoğlu beşer, unutuyor...

En Son İki Kızım Vardı!

Kalıcılık için "kalem" şart. Ertelediklerimin yarısı uçup gidiyor. Ara verdikten sonra yeniden yazmak heyecanlı ve garip. Ar...