7 Ocak 2013 Pazartesi

Kısaca Psiko-Sosyal Çıkarımlar ve Kızlar

"...bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir. Burayı seversen, burası Dünya'nın en güzel yeridir. Ama Dünya'nın en güzel yerini sevmezsen, orası Dünya'nın en güzel yeri değildir..."  VİZONTELE :)




SOSYOLOJİK YAKLAŞIM! :)

Büyük şehirde küçük bir hayat varken küçük şehirde büyük bir hayat var.

* İstanbul'da -çekirdek aileBiz- merkezli bir yaşam. Mesafeler uzun, görüşmeler seyrek, telaş çok, yoğunluk fazla, kendi başına,... bireysel bir hayat...

* Burada mı? Çok fazla insan ilişkisi, sık görüşmeler, aile, arkadaşlar, muhabbet, mesafeler kısa, sakinlik,... kollektif bir hayat...

PSİKOLOJİK YAKLAŞIM! :)

"Ben" ile "İdeal Ben" arasındaki gitgeller...

* "İdeal Ben"e göre;
modernizm ve teknoloji çağının dayatmalarından daha az zarar görmüş bir yaşam. Akrabalık, arkadaşlık ilişkileri daha gelişmiş. Trafik, uzun yollar, zaman darlığı, maddi zorluklar daha az kısıtlama getiriyor hayatına. Kendini geliştirmek, donatmak için sınırsız imkan olmasa da yeterince imkan var. Yani ideallerini gerçekleştirmek için oldukça iyi bir donanım noktası olabilir. Bir de sorumlu olduğun çocukların için daha insancıl şartlar, doğa ile içiçe... Fiziksel imkanların verdiği rahatlığı gündeme getirince açık ara öne geçen "İdeal Ben" şu an mücadele de önde gibi. Bu açıklamalr onu en azından 5-10 yıl idare eder...

* "Ben" ise;
hiç bir açıklama yapmadan, 'banane ben hala orayı istiyorum işte, bunların hiç biri umrumda değil!' diyor ve bir anda neredeyse eşitliği sağlıyor!! :)

Yaa işte böyle...

Sanırım buradan sonra "küçük bir kasabaya" taşınacağız!:) Aslında ciddi söylüyorum, burası da sonuçta belli bir zaman sonra -parantez içinde- büyüyecek!

Biz de gitgide küçülelim de, 'büyüklük' şehir de kalsın...


KIZLARRR...

Yukarıdaki düşünceler saniyede 40 kez aklımdan büyük bir hızla geçen ve aslında vaktimi pek almayan konular. Asıl konu; geveze kızlarım! :)

Büyüdüler, muhtemelen şu sıralar halen büyüyorlar...

Nemira'nın dişleri çıktı, ek gıdaya geçti, labne peynire bayılıyor...
Tam bir atom karınca hiiç yerinde duramıyor, emekleyerek futbol bile oynuyor! :) Tutunup kalkıyor, bu cesaretli hali devam eder de hasta falan olmazsa kısa zamanda yürüyebilir. Ablası 11 aylık olmadan yürümüştü, ben Nemira'nın bu konuda ablasından daha hızlı olabileceğini düşünüyorum bakalım...

Hanne'm ise kocaman kız oldu, abla oldu...
Buradaki ortam, yaşı, kardeşinin varlığı vb. çok değişken var hayatında ve sonucunda şu an çok daha uyumlu bir kızım var... Evdeki fiziksel şartlar, dışarıdaki ortam tam O'na göre. Benden çok arkadaşı var ve bu konuda çok mutlu... Kardeşi ile artık oyun oynayabiliyorlar. Paylaşım alanları arttı ve bu çok hoş.:)

-Anne erkekler baba olur, kızlar da anne di mi?
-Evet kızım, sende büyüyünce anne olacaksın inşaAllah...
-BEN ZATEN ANNEYİM!!

Evet bu konuda çok net, tartışmaz bile!... :) İnanılmaz derecede taklit ediliyorum...
Evde iki anne, iki bebek var! :)
 


2 yorum:

Enoch and Beulah dedi ki...

benim de cok sevdigim bir soz var buna benzer ama kime ait oldugunu bilmiyorum .

Nereye giderseniz gidin , ulkeniz pesinizden gelir.Artik siz orada yasamasanizda o , sizin icinizde yasar.

Iki cocuklu hayat kolay gibi gorunuyor senin tarafindan bakinca , oyle guzel anlatmissin ki donguyu ..

aileBiz dedi ki...

Söyleyen doğru söylemiş.
Her insan bir dünya; içinde yaşadıkları, dışına yansıyanlardan ne de çok aslında...

İki çocukluluk ilk başlarda bocalatıyor ama artık her şey yolunda çok şükür! :)

En Son İki Kızım Vardı!

Kalıcılık için "kalem" şart. Ertelediklerimin yarısı uçup gidiyor. Ara verdikten sonra yeniden yazmak heyecanlı ve garip. Ar...